Ankara’ya Mektup –12-
NESİN BE! ...
Bak yine kızdım işte; “insan sevdiğini hem döver hem sever” sözünü bahane görüp ardına saklanarak sana şimdi içimde ki bütün öfkemi boşaltabilirim. Ya sende de var bugün bir şey. Elimi uzatıp sana sarılmak istedikçe oyun oynuyorsun. Yeter ya, bugün yeter! Saat 12 olmadan 12yi geçti vukuatın. Git karşımdan, çık koynumdan, bugün çık dünyamdan. Bunaltma beni, ya da şu anlaşmamıza uy. Yüreğinde şeytan ve menfaatten başka bir şey taşımayanları uzaklaştır benden. Yoksa onları yakacağım, sende arada kaynayıp gideceksin.....
***
Nesin be!
Dost mu düşman mı?
Yangınıma su mu döküyorsun, odun mu atıyorsun?
Belli et safını! ...
Sözle bitseydi her şey,
güllük gülistanlık olurdu Harran
başlık parası almazdı boynuzlu babalar,
cüzdana yürek değişmezdi,
para için et satmazdı şeytanlar....
Ya tut elimi, ya bırak çek git,
Yakmak geliyor şu an içimden seni,
Bütün fakültelerini hastanelerini yakmak;
can çekişmez belki o zaman acildekiler...
emanetler teslim edilir...
Nesin be Ankara?
Düşmansan söyle karargah kurayım gönlüme,
Bil ki dostsan senin için ömür bile katledilir..
***
Avuçlarımı sıktıkça damarlarım patlıyor. Kavuşmakmış, hele birde mutluyum diyordum yüzlü yüzlü. Ne utanmaz mışım, yada bana da bulaştırdın huylarını..............
Git ulan, defol!
Şu an ne seni ne gölgeni,
Adı, sıfatı olan hiçbir şey istemiyorum.
kemik torbası bedenlerle dolmuşsun
ve işin aslına bakarsan
ben seni..........
03 Ocak 2006 Salı 11:28
S.B. / Kurtuluş...
Mustafa Çelebi Çetinkaya