|
Aşk/Sevgi forumunda O bana benziyordu... konu başlığının kısa özeti; Hep karşı karşıya olmamıza rağmen şöyle sahici, candan ve yürekten hiç görüşemedik. Benim için zaten ilk zamanlar vasat birisiydi, giyimi, kuşamı, hareketleri vasattı işte... Uzun boyu,beyaz pürüzsüz ...
|
1. sayfa (Toplam 1 sayfa)
|
Bu başlığı gezen kullanıcılar:0 Kayıtlı, 0 Gizli, 0 Misafir ve 0 Bot Kayıtlı Kullanıcılar: Yok
|
| Yazar |
Mesaj |
DiLeMmA
Best of TurkiyeForum


Kayıt: 01 Şubat 2005
Mesajlar: 2936
Tema: Parthenos (31816)
Yaş: 22


Puan: 3753
|
Hep karşı karşıya olmamıza rağmen şöyle sahici, candan ve yürekten hiç görüşemedik. Benim için zaten ilk zamanlar vasat birisiydi, giyimi, kuşamı, hareketleri vasattı işte... Uzun boyu,beyaz pürüzsüz teni, ıslak kısacık saçlarıyla, kara kuruydu ama, ateşten ve derindendi bakışları... Gözleri... O küçücük iki halka...
Dünyaya, gerçeklere, güzelliğe, acıya, sevince yüreğimizi açmamızı sağlayan ve bizi hop diye ele veren o iki minik daire. O ne anlamlara, duygulara sayesinde kulaç açabildiğimiz gözler…
Bunca zaman o gözler bana baktı. 'Seni seviyorum' diyordu. 'Hiç kimsenin sevemeyeceği kadar seviyorum seni…'Beş yıl dayandım. Dayanmam gerekti. Babasının yanın da "Al beni, al beni…" diye bağıramazdım ya... Ne gam kalırdı, ne de keder öyle yapabilseydim.
Ama gel gör ki; anlamsız kurallar, yaşamımı sürdürmemi sağlayan mesleğimi yitirme korkusu, tabular...
Anlayacağınız, dokunma yüreğin cızz olur...
Buralarda sevda tu kaka!..
Ama ben onun çığlık bakışlarına gene de hüzünlü gözlerimle yanıt vermeye uğraşıyordum. Yüreğim ağzımda beş yıl... Onun bulunduğu ortamlara girerken hem çok seviniyor, hem de tir tir titriyordum… 'Sen benim ilahımsın' diyen bakışlarını gene göreceğim diye umutlanıyor, heyecanlanıyor; 'dayanamam ele veririm kendimi' diye korkuyordum…
O'nun gözlerinde gördüğüm kendimi kaçınılmaz olarak bulur; sarılıveririm de 'tutsağı olurum' diye korkuyordum.
Beni izlediği açıkça ortadaydı. Yıllardır yazdığım yazılarımı hiç kaçırmıyor, yazdığı her öykü ya da not ise o gün yaşadıklarımıza bire bir denk düşüyordu…
O kendini tanrı zannediyordu!..
Beni böylesine tutkuyla seven saplantımı, artık seviyordum. Ama dedim ya korkuyordum da belalımdan. Hatta şimdi nefret ediyorum. Hayatımı allak bullak edip çekip gittiği için.
Şimdi ki gibi günlük telaş içinde gelen bütün öfkem, hüznüm onun renkli renkli kağıtlara yazıp bir yerlere iliştirdiği notlarla, kaçamak gülümsemelerle alıp başını gidiyor, içime sular serpiyordu… Böylesi zamanlarda gözlerime bakarak söylediği sözlerle yumuşuyor, soba üzerinde ısıtılmış saç ekmeği gibi oluyordum. O anlarımda dürüm yapıp yiyebilirdiniz beni öylesi lezzetliydim…
Umarsızdım... O'na olan aşkımı, evet sadece aşkımı belli etmeye çalışmaktan bitkin düşmüştüm. O da gözleriyle 'seni seviyorum' demekten bıkmıştı… İkimiz de yorgunduk artık. Benim gözlerimle ona bakmayanlar, babasının sayesinde inanıyordu ama işinde gerçekten başarılıydı..
Bir sabah erkenden masasını toparlarken gördüm. Ortalıkta kimseler yoktu... "Gitmem gerek" dedi ve çekip gitti…Önemli olan da buydu, çünkü özgürlüğüne en düşkün olan aşktır. İstiyorsa gitmeliydi.
O bana benziyordu...
Belki de O'nu, sadece bana benzediği için seviyordum... |
|
_________________ Sensiz kalacak bu şehir...
|
|
| Oylanmadı
|
    |
 |
|
|
|
|
1. sayfa (Toplam 1 sayfa)
|
Bu başlığı gezen kullanıcılar:0 Kayıtlı, 0 Gizli, 0 Misafir ve 0 Bot Kayıtlı Kullanıcılar: Yok
Bu forumda yeni konular açamazsınız Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz Bu forumdaki mesajlarınızı değiştiremezsiniz Bu forumdaki mesajlarınızı silemezsiniz Bu forumdaki anketlerde oy kullanamazsınız Bu foruma eklenti dosyaları gönderemezsiniz Bu forumdaki dosyaları indiremezsiniz Bu forumda eklenti önizlemelerini/linklerini görebilirsiniz
|
|