Tarih: 03 Aralık 2005, 21:11 Mesaj konusu: Hayat dediğin ( Bediüzzaman )
Ey nefis! Eğer şu dünya hayatına müştaksan(aşıksan), mevtten(ölümden) kaçarsan, katiyen bil ki, hayat zannettiğin hâlât, yalnız bulunduğun dakikadır. O dakikadan evvel bütün zamanın ve o zaman içindeki eşya-i dünyeviye, o dakikada ölmüştür. O dakikadan sonra bütün zamanın o dakikada hiçtir. Demek, güvendiğin hayat-ı maddiye yalnız bir dakikadır; hattâ,bir kısım ehl-i tetkik, "Bir âşiredir, belki bir ân-ı seyyâledir" demişler
Mâdem böyledir; hayat-ı maddiye-i nefsiyeyi bırak, kalp ve ruh ve sırrın derece-i hayatlarına çık, bak: Ne kadar geniş bir daire-i hayatları var! Senin için meyyit(ölmüş) olan mâzi, müstakbel(gelecek), onlar için hayydır, hayattar ve mevcuddur.
Ey nefsim! Mâdem öyledir, sen dahi kalbim gibi ağla ve bağır ve de ki:
"Fânîyim, fânî olanı istemem; âcizim, âciz olanı istemem.
Rûhumu Rahmân’a teslim eyledim, gayr istemem.
İsterim, fakat bir yâr-ı bâkî isterim.
Zerreyim, fakat bir Şems-i Sermed isterim.
Hiç ender hiçim, fakat bu mevcudâtı birden isterim."
Ey nefsim başına gelecekleri bir bilsen. Bu dünyada gördüğüm çektiğim azaplar ötelerden bir işaret. Küçük bir tecelli. Adil isminin zayıf bir gölgesi. Şimdi Rahman, kucağını açmış atıl Rahmetime diye beklerken ne diye gecikiriz, neden yaparız bunu anlayabilmiş değilim. Namaz desen sonra, sohbet desen yarın, yazmak okumak desen ileride, nesi varsa hayıra davet eden her şey çok uzaklarda. Halbuki ey nefsim yarınlarla randevun mu var? Bu ninnilerle şeytan nefsimi uyutmuş, uyumuşum da uyuduğumdan bile haberim yok. Sanki her ses, uyanışa bir davet. Kalkmam için, gözlerimi açmam için. Gaflet gözünün perdeleri o kadar kalın ki perde değil duvar adeta. Ey kalbim yık şunları bir çırpıda. Yıkılan yerden Rahman’ın sevgisinin ışığı dolsun içeriye. Kuran’ın ruhefsa ikliminde gider açlığını.
Katranı pekmez diye yalayan nefsim. Hakikatine bir geç de eşyanın, neymiş gerçek sevgi, neymiş gerçek lezzet o zaman ayılacaksın, anlayacaksın. Sevgili Peygamberim güzel söylemiş bu günleri görerek; “İnsanlar uykudadır. Ancak ölünce uyanırlar.”