Oyuncular
Laura Linney
Tom Wilkinson
Jennifer Carpenter
Campbell Scott
Senaryo
Paul Harris Boardman, Scott Derrickson
Müzik
Christopher Young
Görüntü Yönetmeni
Tom Stern
Dehşet verici bir şeytan çıkarma ayini
Üniversiteye gitmek için taşradaki güvenli evinden ayrılan Emily Rose’un, kendisini nelerin beklediği hakkında en ufak fikri yoktur. Bir gece yurtta yalnızken tüyler ürpertici sanrılar gören Emily, kendinden geçer. Bir nörolog tarafından sara teşhisi konsa da, verilen ilaçlar tedavide etkili olmaz. Durumu giderek kötüleşen genç kıza bir psikiyatr tarafından ikinci bir teşhis konur: Emily sadece saralı değil, aynı zamanda da psikozludur.
Genç kızın rahatsızlığı katlanılmaz bir hal alıp, tıbbi tedaviler de sonuç vermeyince, koyu bir Katolik olan Emily, kilisesinin rahibi Peder Richard Moore’dan kendisine şeytan çıkarma ayini uygulamasını ister. Peder, her şeyi enine boyuna düşündükten sonra, daha önce hiç yapmadığı şeytan çıkarma ayinini gerçekleştirmeyi kabul eder. Ama genç kız, bu dehşet verici ayin sırasında ölünce, rahip ihmal sonucu ölüme sebebiyet vermek suçuyla yargılanmaya başlar.
Tanınmış savunma avukatı Erin Bruner, firmasında ortak statüsüne yükseltilmesi karşılığında, isteksizce de olsa Peder Moore’u savunmayı kabul eder. Duruşmalar sürerken, Peder Moore’un şaşmaz inancı ve davanın etrafında dönen açıklanamaz ürkütücü olaylar, Erin’in şüpheciliği ve dinsizliğini zorlayacaktır...
Karakterler kendi inançlarını sorguluyor
Dehşet verici geriye dönüşlerle anlatılan “Şeytan Çarpması”, ruhuna şeytan girdiğine inanılan genç kızın ölümüyle sonuçlanan ihmalden sorumlu tutulan bir rahibin davasını, baştan sona ele alıyor. Katolik Kilisesi, çok ender görülen bir kararla, on dokuz yaşındaki, üniversite öğrencisi bir kızın ruhuna şeytan girdiğini resmi olarak kabul eder.
Gerçek olaylardan esinlenilen, Scott Derrickson’ın yönettiği filmde, aykırı bir uygulama olan şeytan çıkarma ayinini gerçekleştiren Peder Richard Moore’u Tom Wilkinson, savunma avukatı Erin Bruner’ı Laura Linney, Emily Rose’u Jennifer Carpenter canlandırıyor. Filmde rol alan oyuncular arasında Campbell Scott, Colm Feore ve Shohreh Aghdashloo başı çekiyor. Filmin orijinal senaryosu Paul Harris Boardman ve Scott Derrickson’a ait. Müziklerse Christopher Young imzası taşıyor.
“Şeytan Çarpması”, çaresiz ve açıklanamayan bir rahatsızlığa yakalanan genç bir kızın zorlayıcı hikayesini anlatıyor. Hikayenin yapısı, karakterlerin kendi kişisel inançlarını sorgulamasına olanak tanıyor. Niyetinin, insanları kendilerine neyin kötü, neyin şeytani olduğunu sormaya kışkırtan bir film yapmak olduğunu söyleyen yönetmen Derrickson, sözlerini şöyle sürdürüyor: “Böyle sorular sorduğunuzda, sonunda kaçınılmaz olarak, kendinize Tanrı hakkında, ahlak hakkında, hafızanın ve doğrunun doğası hakkında ne düşündüğünüzü sormaya başlıyorsunuz.”
Kışkırtıcı sorular
Derrickson ve Boardman, senaryoya ilham kaynağı olan hikayeyi tesadüfen duyduklarında çok ilgilenmişler. “Paul’le birlikte bir Jerry Bruckheimer senaryosu için araştırma yapıyorduk. Paranormal olgular araştırmasında uzmanlaşmış bir New York polis memuruyla çalışıyorduk” diyen Derrickson’a, Boardman şunları ekliyor: “Memur bey bize gerçek bir şeytan çıkarma ayininin ses kaydını dinletti. Kesinlikle iliklerimize kadar korktuk. Bize hikayenin geçmişini de anlattı ki tam anlamıyla büyüleyiciydi”. “Bu genç kızın ölmesi bana çok dokundu.” diyor Derrickson ve ekliyor: “Hikayenin ortaya koyduğu sorular inanılmaz kışkırtıcı; hikayeyi gün ışığına çıkardığımızda, izleyicinin de aynı soruları sormasına neden olacağını biliyordum.”
(Resimin orjinal boyutunu görmek için üzerine tıklayın)
(Resimin orjinal boyutunu görmek için üzerine tıklayın)
(Resimin orjinal boyutunu görmek için üzerine tıklayın)
Oyuncular
Han Yeo-reum
Jeon Seong-hwang
Seo Si-jeok
Jeon Gook-hwan
Senaryo
Kim Ki-Duk
Müzik
Kang Eun-il
Görüntü Yönetmeni
Jang Seong-back
Kim Ki-Duk’tan sade ve çarpıcı bir film daha
Kore açıklarında demirli küçük bir gemide yaşayan yaşlı bir adamla genç bir kızın hikayesi…
7 yaşından beri baktığı kızla evlenme hayalleri kuran altmış yaşlarındaki adam, düğün töreni için kızın 18 yaşına girmesini beklemektedir. Hiç karaya çıkmadan yaşayan adamla genç kız, geçimlerini açıkta balık tutmak isteyen misafirlerden sağlar; onlara kendi yöntemleriyle fal bakarlar.
Yaşlı adamın yıllardır düşlediği düğüne bir kaç ay kala, balık tutmak için gelen genç bir misafirle kız arasında bir yakınlaşma olur. Yaşlı adam bu yakınlaşmayı bir tehdit olarak algılarken, genç kız hayatında ilk kez küçük dünyasını sorgulamaya, dış dünyayı merak etmeye başlar. Yaşlı adam iki genç arasındaki yakınlaşmaya engel olmaya çalışsa da başarılı olamaz. Genç kız, bütün hayatını geçirdiği gemi ve yaşlı adamla, hiç bilmediği dünya ve genç arasında bir seçim yapmak zorunda kalır…
Uluslararası eleştirmenler birliği FIPRESCI tarafından 2005 yılının “en iyi filmi” seçilen “Boş Ev”in Güney Koreli yönetmeni Kim Ki Duk, “Yay”da 6 - 7 yaşlarındayken bulup, 10 yıl boyunca büyüttüğü bir kız çocuğu ile evlenmeyi planlayan yaşlı bir adamın hikayesini anlatıyor. “Boş Ev”, “Fedakar Kız” ve “İlkbahar, Yaz, Sonbahar, Kış ve İlkbahar” filmleriyle ülkemizde geniş bir hayran kitlesi yakalayan Ki Duk’un, senaryosunu da kendi yazdığı, çeşitli tartışmalara sebep olan filmi “Yay”ın (Hwal) başrollerinde Han Yeo-rum, Jeon Seong-hwang ve Seo Si-jeok kamera karşısına geçmiş. Kim Ki-duk’un Cannes Film Festivali’nde yarışma dışı gösterilen bu on ikinci filmi Antalya’da bu yıl ilki gerçekleştirilen Uluslararası Avrasya Film Festivali programında da yer aldı.
‘Sözcüklere gerek yok.’
Sade ama son derece çarpıcı bir anlatım tarzına sahip olan filmde hiç konuşmayan genç kızı canlandıran Han, duyguları mimikleri ve davranışları ile ifade etmenin kendisini zorlayıp zorlamadığı hakkındaki bir soruya, “Yönetmenimin bana söylediği bir şey vardı, ‘Bazen tek bir göz yaşı ya da tek bir gülümseme yüzlerce kelimenin ifade ettiğinden çok daha fazla şey anlatır.’ ” sözleriyle cevap veriyor.
Kim Ki-Duk’un bu konudaki sözleri ise şöyle: “Festivaller için yurdışına gittiğimde, dilini bilmediğim pek çok ülkenin filmini severek seyrettim ve farkettim ki, aslında diyalog hikaye anlatımı için olmazsa olmaz bir öğe değil. Filmlerimdeki karakterler aptal filan değiller; sadece sözcüklerle iletişim kurmaya inanmıyorlar. Kimbilir belki de sözcük yüzünden çok incinmişlerdir.
Bazen filmin dokusunu ve görsel gerilimin altını çizmek için yazdığım diyalogların bazılarını senaryodan tamamen çıkarıyorum. Çevirilerde filmin anlamını yitirmemesi için kimi zaman diyaloğu olabildiğince mimimumda tutmaya çalışıyorum. Genellikle filmlerimin gösterimlerinden sonra, salondaki seyircilere karakterlerin konuşmasını tercih edecekleri sahnelerin olup olmadığını sorarım. Çoğu zaman diyaloğun eksikliğine rağmen filmi tam da benim istediğim gibi anlamış olduklarını görüyorum.
Bence kahkaha ve gözyaşı kullanılabilecek en iyi diyalog malzemeleri. Ama yine de bir gün yoğun şekilde diyalog içeren bir film yapmak istiyorum. İnsan yaşadıkça kelimelere olan güvenini yitiriyor. Konuşmak çoğu zaman en kolay çözüm. Ben insan doğasını ve davranışını sözcüklerle anlatmak yerine göstermeyi tercih ederim. İnsanların davranışları yalan içermez. Davranışlar ister iyi, ister kötü olsun hakikate sözcüklerden daha yakındır.”
(Resimin orjinal boyutunu görmek için üzerine tıklayın)
(Resimin orjinal boyutunu görmek için üzerine tıklayın)
(Resimin orjinal boyutunu görmek için üzerine tıklayın)
(Resimin orjinal boyutunu görmek için üzerine tıklayın)
The Exorcism of Emily Rose ===> Bu filme gittim . İnanılmaz güzel ve korkunç bi film. Yani hayatım boyunca zıpladığım tek korku filmi.Korku , diye adlandırdığımız filmler halt etmiş ...