Tarih: 22 Kasım 2005, 12:07 Mesaj konusu: Müslüman mıyız?
Kendisi tok komşusunu tanımıyan, karşılaştıklarında selam bile vermeyen bir
MÜSLÜMAN!!!
Ana babasını sokaklara veya yaşlılar yurduna bırakabilen bir
MÜSLÜMAN!!!
Komşular çocuklarıyla sefilleri yaşarken gıcır gıcır elbiseler, bisikletler, oyuncaklar alan ve bunları diğer çocuklara gösterip paylaşmayan çocuklara sahip bir
MÜSLÜMAN!!!
Kendi milletini çok seven çıkarlarına ters düştüğü için başka milletleri aşağılayan, dalga geçen, inkar eden bir
MÜSLÜMAN!!!
Omuzunda uduyla ve ya bağlamasıyla kurslara gidip “ben modernim” diyen bir
MÜSLÜMAN!!!
Magazin programlarını seyreden, spor gazetelerini okuyan ve dünya klasiklerinden vaz geçmeyen bir
MÜSLÜMAN!!!
Kur’an-ı sünneti kulaktan duyma yarım yamalak bilen ve islamı okumaya öğrenmeye zaman bulamayan bir
MÜSLÜMAN!!!
Sitelerde villalarda oturan başını sokmak için yaptıkları gece konducuları hor gören bir
MÜSLÜMAN!!!
Nasırlı elleri sevmeyen, alın teri kokusuna dayanamayan bir
MÜSLÜMAN!!!
Konserlerde coşan sanatçıların boyunlarına sarılıp kendinden geçen “bizim eğlenme hakkımız yok mu” diyen bir
MÜSLÜMAN!!!
Kayıp insanlardan habersiz, niçin kaybolduklarını, nasıl kayıp ettirildiklerini düşünmeden yaşayan bir
MÜSLÜMAN!!!
Yasalar kanunlar emrediyorsa ALLAH cc’un emirlerini bırakıp yasalara uymak gerek diyen bir
MÜSLÜMAN!!!
Çocuklarına bir lokma ekmek götürebilmek için gece yarıları çöp toplayanların yanından geçerken tiksinen burnunu kapatan bir
MÜSLÜMAN!!!
Kendisine yapılmasını istemediği başkasına yapılmasına onay veren veya kendisi yapan bir
MÜSLÜMAN!!!
Dinlemeden, sormadan hüküm veren yargılayan suçlayan bir
MÜSLÜMAN!!!
Her şeyin bir zamanı vardır. Elbette Müslüman olmanın da zor zamanları vardır.
İşte böyle bir zamanda başarılı olanlar, inançları çağlara taşıyan insanlardır.
İnsanlığın hayatını hayat yapan “iman” gaye idealinden mahrum,
her şeyin menfaat doğrultusunda yürütüldüğü, sapık inançların baş gösterdiği,
zina ve haramın mübah sayıldığı bir dönemde,
asrı saadet modeliyle nübüvvet bahçesinde gül gibi yetişebilmektir zor zamanda Müslüman olmak.
Karşıda karanlık bir inkarcılık kütlesi varken “KALK VE İNZAR ET” çağrısına uyabilmektir de ayrıca. ..
Alâkasızlığı, dışlanmayı, taşlanmayı, kınanmayı deli,
şair, sihirbaz diye hakarete uğramayı sîneye çekebilmektir.
Her türlü itibar kaybına hazır olmaktır.
Bütün insanlar senin karşında cephe almışken
“hasbunallâhi venîğmel vekîl” diyebilmektir. ZOR ZAMANDA MÜSLÜMAN OLMAK. …
Mekke’de tebliğ vazifesi devam ettiği halde kimse ona uymuyordu.
Rabb’inden gelen emirleri büyün bir şevkle anlattığı halde herkes kulak tıkıyordu.
O yine yılmamıştı. Bir ümit, deyip Taif’e gitti. Taif halkından umutluydu.
Bu düşünceler içerisinde taif’e varıp tebliğ vazifesine başlamasıyla birlikte hararetler de başlamıştı.
Taif halkı çocuklarını öğütleyerek Onun mübarek bedenini taşlatmışlardı.
Halk hakaret ediyor, bir daha gelmemesini söylüyordu.
Şefkatli Nebî’nin mübarek yüzünden kanlar süzülüyordu cüppesine.
Bütün bu yaşadıkları Onu epey yormuştu.
Mahzun bir şekilde geri dönerken Cebrail (as) geldi;
“ya Resûlallah, iste, şu dağı birleştirip, onları helak edeyim.” dedi.
İşte burada Peygamberimiz gibi ;” hayır yâ Cebrail! ben gazap Peygamberi değilim,
rahmet peygamberiyim. Olur ki ileriki zamanlarda içlerinden birisi Müslüman olur.
Bu bile yeter. Hem ONLAR BİLMİYORLAR” diyebilmektir. Zor zamanda Müslüman olmak. …
Kururlu düzenin başları olan Ebu Cehil ve zihniyetindekiler,
İslâmiyetin yayılışından rahatsız olmuşlardı.
Peygamberimizi davasından döndürmek için makam,
mevki ekonomik çıkar vaadettiklerinde ; ..
SAĞ ELİME GÜNEŞİ, SOL EİLME AYI VERSENİZ, BENİ DAVAMDAN DÖNDÜREMAZSİNİZ diyebilmektir.
Zor zamanda Müslüman olmak. .
.Vücutlar, demir taraklarla taransa bile korkuya kapılıp,
taviz vermemeyi sadece sabra ve duya sarılmayı,
Allah;ın dinini mutlaka hakim kılacağını unutmamaktır zor zamanda Müslüman olmak.
Açık saçıklığın mübah sayıldığı, tesettürün tamamen kaldırılmak istendiği,
yıllarca ememk verdiği okuluna “ancak başını açarsan girebilirsin”
dendiği bir zamanda yolunda okulunu ve
hayatını kaybetmekten zerre kadar tereddüt göstermeden
BAŞIMI ALIRSIN, ÖRTÜMÜ ASLA diyebilmektir, zor zamanda Müslüman olmak.
İnsanın en önemli ve biricik hakkı olan özgürlüğü elinden alınmıştı Nur müellifinin.
Seksen üç yıllık ömrünü kudsî bir davaya vakfettiği için
kendisini otuz sene sürgünden sürgüne gönderip,
defalarca zehirlemeye kalkan insanlara karşı “eğer Risale-i Nur’la imanlarını kurtarırlarsa,
onlara hakkımı helal ediyorum” diyebilmektir zor zamanda Müslüman olmak.
Bu dava için bırakın dünyayı, “milletin imanın selâmette görürsem,
vücudum cehennemde yanıyor olsa bile gönlüm gül gülistan olur.”
diyerek ahiretini dahi feda edebilmektir, zor zamanda Müslüman olmak. .
. Kendinin ve evlâdının içinde yandığı,
alevleri semavâta kadar ulaşan manevî bir ateşin göklere yükseldiğini görüp,
imanını kurtarmaya ve o ateşi sürdürmeye koşmayı gerektirir, zor zamanda Müslüman olmak.
Zira, insanın hemen yakınında yangın çıkmışken ,
onu söndürmek yerine, başka şeylerle meşgul olmak,
nasıl bir cehaletin ve körlüğün eseridir. ..
İşte bütün bunlara binâen mü’min; yaşatma hazzıyla,
yaşama sevdasından vazgeçen değil midir?
Evet, bizler hâlâ yirmibirinci asır olan şu zaman-ı ahirde hayatını davası adına yaşamış,
Resûl-ü Ekrem (asm) ve Onun her asırdaki temsilcisi olan
müceddidleri anlamamanın ve kıymetlerini idrak edememenin sancısını çekmekteyiz.
Ama şu da bilinmelidir ki; “karla kaplanmış yollar bahara çıkar”....
Kendisi tok komşusunu tanımıyan, karşılaştıklarında selam bile vermiyosan kamil müslüman değilsin
Çocuklarına bir lokma ekmek götürebilmek için gece yarıları çöp toplayanların yanından geçerken tiksinen burnunu kapatan biri isen kamil bir müslüman değilsin.. ...İnsan hiç değilsin..
Yukardaki kötü huyların hepsi kamil bir müslümanın yapmaması gereken şeyler zaten ölçüsü olmayanın işlemesinde beis yok...
elhamdurullah muslumanim tabiki elimizden geldiği kadar dinimizin gerektirdiklerini yapiyoruz içimizden gelerek (zorla yapilan ibadet ne kadar sevabı olabilirki zaten)...
Spor gazetelerini okuyan ve dünya klasiklerinden vaz geçmeyen bir
bir insan neden müslüman olmasın ki... bu dünyaya niye geldik o zaman??? Müslümanlığın ölçütü nedir?? Yukarıda dikkat çekilenler doğru ama önemli olan dünyayı yaşayarak, hem çağa ayak uydurmak hem de gerçek müslüman olabilmek ...En değerlisi zorluklara rağmen bir insanın gerçek müslüman olabilmesi..Bunu da ancak ALLAH takdir edebilir...