Tarih: 14 Aralık 2003, 17:39 Mesaj konusu: KaPi CaLaR
Kapı Çalar...
Sabahın erken saatlerinde... Açarsınız. Sütçünüzdür gelen. Sütçünün litreliginden kabiniza dökülen beyazlikta sabahın güzelligine kavusursunuz. Gözünüzde piril piril bir sabah kahvaltisi canlanir. Içinizden " Bugün kahvaltiyi bahçede yapayim" diye geçirirsiniz...
Kapi Çalar...
Gelen postacıdır. Kucagında büyükçe bir paket. Uzattıgı kagıda imza atarsınız. Daha önceden ısmarladıgınız kitaplara kavusmanin sevincini yasarsınız. Zaten tatilde oldugunuzdan bu kitaplara çok ihtiyaciniz vardir. "Artik canim sikilmayacak " deyip keyiflenirsiniz. En çok merak ettiginizi alip sezlonga uzanırsınız..
Kapı Çalar...
Kapıya kosarsınız. Yıllardır görmediginiz bir dost gelmistir. Sevinirsiniz. Sohbetleriniz saatler boyu, hatta bütün gün sürer. "Yasamak ne güzel "dersiniz içinizden. Hele böyle dostlar varken..
Kapı Çalar... Düsüp bayılacak kadar sasırırsınız. Askerdeki oglunuz haber vermeden izne çikmistir. "Oglum benim.." diye hasretle kucaklarken gözyaslarinizi zaptedemezsiniz. Mutlulugunuz oglunuzun izni kadar uzar... Kapinin her çalısında sanki mutluluga kosmaktasınız. Huzur tüter gözlerinizden. Her sessizlikte kulaklariniz zil sesi arar...
Ve kapı çalmaz.
O gün en büyük misafiriniz gelir. Adeta kapıyı kırmıstır. Alıp gider sizi, sasırırsınız. "Niye haber vermedi?" diye içinizden geçirirken; "Dogdugundan beri zile basmaktayım" der. Bir şeyler söylemek istersiniz o an. Ama o andan sonra diliniz dönmez.
Ölüm sessiz sedasiz gelivermistir...