Türkiye Forum Arşivler Ana Sayfa


Google


Şiirler


Orjinal başlığa gitmek için tıklayın
Sayfa 1, 2, 3, 4  Sonraki
 
       Türkiye Forum Arşivler Ana Sayfa -> İslam Dünyası
Önceki başlık :: Sonraki başlık  
Yazar Mesaj
whyislam



Kayıt: 21 Ağustos 2005
Mesajlar: 30

Tarih: 06 Eylül 2005, 09:25    Mesaj konusu: Şiirler  


İlim kapısında verdim yılları,
Dinledim, ''Hâkk'' diyen âlim kulları,
Sordum, Dost'a giden bütün yolları;
Yakın yok dediler.. Secdeden gayrı...

Ne bağış yaptığın, vakıf listesi,
Ne de alkışların esrarlı sesi.
Günde seksen kere, berât müjdesi;
Veren yok dediler.. Secdeden gayrı...

Huşû tüllerinden, kanat açmaya,
Bir lâhzada, yedi semâ geçmeye,
Kevser şerbetini, elden içmeye,
Ruhsat yok dediler.. Secdeden gayrı...

Dedim: yıllar yılı gönlüm harapta,
Devâ bulamadım, sazda şarapta,
Bir yudum su verin, kaldım serapta;
Pınar yok dediler.. Secdeden gayrı...

Gördüm ki, insanın iki düşmanı,
Biri kendi nefsi, biri şeytanı,
Dedim: kuşansam mı kılıç kalkanı?
Silah yok dediler.. Secdeden gayrı...

Yaklaştım.. Süslü bir, mermer kabire,
Belli ki zenginmiş.. Dönmüş fakire.
Fidye var mı? dedim Münker Nekir'e;
Meded yok dediler.. Secdeden gayrı....

Baktım.. Ay yıldızlar kalmaz zikirden,
Var mı dedim sizde, şirk denen kirden?
Dile geldi bütün, Kâinat birden;
Biz de yok dediler.. Secdeden gayrı...

Rahmet çöllerinde, rahlemi kurdum,
Gözlerimde seller, vakfeye durdum,
Safâ'ya, Merve'ye, Kâbe'ye sordum;
Mîrâc yok dediler.. Secdeden gayrı...

Başa dön  
commando



Kayıt: 14 Nisan 2005
Mesajlar: 2133

Tarih: 06 Eylül 2005, 10:37    Mesaj konusu:  


Düne kadar aboneydin harama
Hep derdin ki sözüm geçer parama
Şimdi musallada boşa arama
Banka vezneleri yok tabutların
Söyle biraz avans versin o putların.

Tapular bıraktın valiz dolusu
Varisler şimdiden kurdular pusu
Niye getirmedin hayret doğrusu
Gerçi bagajları yok tabutların
Bir taksi tutardı sana putların.

Ahlak felsefende çağdaşlık maşa
Üç beş fahişeyle güreştin boşa
Haydi bu gece de kaçamak yaşa
Gümüş şamdanları yok tabutların
Birkaç mum getirsin sana putların

Hep aşkta kazandın verdin kumara
Dolaşmalı derdin rakı damarda
Biraz ayıldın mı bu son şamarda
Amerikan barları yok tabutların
Söyle bir cin tonik versin putların

Nerde şimdi beş yıldızlı oteller
Hüzzam faslına dem vuran eller
Nerde raks eden o incecik beller
Dansözü şansözü yok tabutların
Zil takıp oynasın şimdi putların

Yaşarken sende bir saplantı vardı
Minareler sanki sana batardı
Hele sabahları tepen atardı
Dünya konforu yok tabutların
Söyle de bir döşek versin putların

Hani Kuran diyen sence yobazdı
Hani o yobazlara her zulum azdı
Az önce mezarcı yerini kazdı
İmdat düğmeleri yok tabutların
Üzülme kurtarır seni putların

Ne kadar büyüktü dindara kinin
Hacıya hocaya uzardı dilin
Konuşsana mefta bitti mi pilin
Oksijen tüpleri yok tabutların
Söyle de bir nefes versin putların

Uyandım diyorsun lakin boşuna
Gördün.. Bakmıyorlar gözünün yaşına
Ey mefta kaldın mı yalnız başına
Günlük yasaları yok tabutların
Söyle de avukat tutsun putların..


Bu şiiri bir arkadaşımızın ofisinde çalışan yaşlı bir teyze yazmış.. Biraz sert olmakla birlikte yalın ifadesi dolayısıyla hoşuma gitti paylaşmak istedim.. selametle..
Başa dön  
Sonsuz_Nur



Kayıt: 22 Ağustos 2005
Mesajlar: 414

Tarih: 07 Eylül 2005, 16:48    Mesaj konusu:  

BASKASINI

Bir göz ki görmüs O´nu o görmez baskasini.
Bir can ki duymus O´nu, o sevmez baskasini.

Yanip yakilan insan, bir kac kere bir anda;
Sinesi kebap olan, istemez baskasini.

Asktir gönül üstadi, döver ruhu havanda,
Bekleyip bulmus ruhlar beklemez baskasini.

Gönül tahtlarin tahti, Süleymani muhabbet
Muhabbete yol bulan, aramaz baskasini.

Her isi baska cevir bu masuk u pür hiddet,
O´nda varliga eren, var saymaz baskasini.

Biz O Saha kul olduk, kullugu cihan deger,
Kullukta fahir bulduk, bilmeyiz baskasini.

Bulduk en bulunmazi, esi olmayan canan,
Güzelligi nümayan, görmeyiz baskasini.

M. Fethullah Gülen
Başa dön  
Sonsuz_Nur



Kayıt: 22 Ağustos 2005
Mesajlar: 414

Tarih: 09 Eylül 2005, 09:31    Mesaj konusu:  

ÇANAKKALE SEHITLERINE
Su Bogaz harbi nedir? Var mi ki dünyâda esi?
En kesîf ordularin yükleniyor dördü besi,
-Tepeden yol bularak geçmek için Marmara'ya-
Kaç donanmayla sarilmis ufacik bir karaya.
Ne hayâsizca tehassüd ki ufuklar kapali!
Nerde _ gösterdigi vahsetle <<bu: bir Avrupali>>
Dedirir - yirtici, his yoksulu, sirtlan kümesi,
Varsa gelmis, açilip mahbesi, yâhud kafesi!
Eski Dünyâ, bütün akvâm-i beser,
Kayniyor kum gibi, tûfan gibi, mahser mahser.
Yedi iklîmi cihânin duruyor karsina da,
Ostralya'yla beraber bakiyorsun: Kanada!
Çehreler baska, lisanlar, deriler rengârenk;
Sâde bir hâdise var ortada: Vahsetler denk.
Kimi Hindû, kimi yamyam, kimi bilmem ne belâ...
Hani, tâ'ûna da züldür bu rezîl istîlâ!
Ah o yirminci asir yok mu, o mahlûk-i asîl,
Ne kadar gözdesi mevcûd ise hakkiyla, sefil,
Kustu Mehmedcigin aylarca durup karsisina;
Döktü karnindaki esrârim hayâsizcasina.
Maske yirtilmasa hâlâ bize âfetti o yüz...
Medeniyyet denilen kahbe, hakîkat, yüzsüz.
Sonra mel'undaki tarîbe müvekkel esbâb,
Öyle müdhis ki: Eder her biri bir mülkü harâb.
Öteden sâikalar parçaliyor âfâki;
Beriden zelzeler kaldiriyor a' mâki;
Bomba simsekleri beyninden inip her siperin;
Sönüyor gögsün üstünde o arslan neferin.
Yerin altinda cehennem gibi binlerce lâgam,
Atilan her lâgamin yaktigi: Yüzlerce adam.
Ölüm indirmede gökler, ölü püskürmede yer;
O ne müdhis tipidir: Savrulur enkaaz-i beser..
Kafa, göz, gövde, bacak, kol, çene, parmak, el, ayak,
Bosanir sirtlara, vâdilere, sagnak.
Saçiyor zirha bürünmüs de o nâmerd eller,
Yildirim yaylimi tûfanlar, alevden seller.
Veriyor yangini, durmus da açik sînelere,
Sürü hâlinde gezerken sayisiz tayyâre.
Top tüfekten daha sik, gülle yagan marmîler...
Kahraman ordyu seyret ki bu tehdîde güler!
Ne çelik tabyalar ister, ne siner hasmindan;
Alinir kal' a mi gögsündeki kat kat îman?
Hangi kuvvet onu, hâsâ, edecek kahrina râm?
Çünkü te' sîs-i Ilâhî o metîn istihkâm.
Sarilir, indirilir mevki-i müstahkemler,
Beserin azmini tevkif edemez sun-i beser;
Bu gögüslerse Hudâ'nin ebedi serhaddi;
« O benim sun-i bedi'im, onu çignetme» dedi
Âsimin nesli... diyordum ya... nesilmis gerçek:
Iste çignetmedi nâmûsunu, çignetmeyecek.
Sühedâ gövdesi, bir baksana, daglar, taslar...
O, rükû olmasa, dünyâda egilmez baslar,
Yaralanmis temiz alnindan, uzanmis yatiyor,
Bir hilâl ugruna, yâ Rab, negünesler batiyor!
Ey, bu topraklar için topraga düsmüs, asker!
Gökten ecdad inerek öpse o pak alni deger.
Ne büyüksün ki kanin kurtariyor Tevhîd'i...
Bedr'in arslanlari ancak, bu kadar sanli idi.
San dar gelmeyecek makberi kimler kazsin
« Bu, tasindir» diyerek Kâbe'yi diksem basina;
Rûhumun vahyini duysam da geçirsem tasina;
Sonra gök kubbeyi alsam da, rîda namiyle,
Kanayan lâhdine çeksem bütün ecramiyle,
Mor bulutlarla açik türbene çatsam da tavan,
Yedi kandilli Süreyyâ'yi uzatsam oradan;
Sen bu âvîzenin altinda, bürünmüs kanina,
Uzanirken, gece mehtabi getirsem yanina,
Türbedarin gibi tâ fecre kadar bekletsem ;
Gündüzün fecr ile âvîzeni lebriz etsem;
Tüllenen magribi, aksamlari sarsam yarana...
Yine bir sey yapabildim diyemem hâtirina.
Sen ki, son ehl-i salibin kirarak savletini,
Sarkin en sevgili sultâni Sâlâhaddin`i,
Kiliç Arslan gibi iclaline ettin hayran...
Sen ki, Islam`i kusatmis, boguyorken hüsran,
O demir çemberi gögsünde kirip parçaladin;
Sen ki, rûhuna beraber gezer ecrami adin;
Sen ki, a`sara gömülsen tasacaksin...Heyhât,
Sana gelmez bu ufuklar, seni almaz bu, cihat...
Ey sehit oglu sehid, isteme benden makber,
Sana agûsunu açmis duruyor peygamber.

Mehmet Âkif ERSOY
Başa dön  
commando



Kayıt: 14 Nisan 2005
Mesajlar: 2133

Tarih: 12 Eylül 2005, 15:12    Mesaj konusu:  

FETİH MARŞI
Yelkenler biçilecek, yelkenler dikilecek;
Dağlardan çektiriler, kalyonlar çekilecek;
Kerpetenlerle surun dişleri sökülecek

Yürü, hala ne diye oyunda oynaştasın?
Fatihin İstanbulu fethettiği yaştasın.!

Sen de geçebilirsin yardan, anadan, serden....
Senin de destanını okuyalım ezberden...
Haberin yok gibidir taşıdığın değerden...

Elde sensin, dilde sen, gönüldesin baştasın...
Fatihin İstanbulu fethettiği yaştasın.!

Yüzüne çarpmak gerek zamanenin fendini...
Göster: Kabaran sular nasıl yıkar bendini?
Küçük görme, hor görme, delikanlım kendini

Şu kırık abideyi yükseltecek taştasın;
Fatihin İstanbulu fethettiği yaştasın.!

Bu kitaplar Fatihtir, Selimdir, Süleymandır.
Şu mihrap Sinanüddin, şu minare Sinandır.
Haydi artık uyuyan destanını uyandır.!

Bilmem, neden gündelik işlerle telaştasın
Kızım, sen de Fatihler doğuracak yaştasın.!

Delikanlım, işaret aldığın gün atandan
Yürüyeceksin... Millet yürüyecek arkandan!
Sana selam getirdim Ulubatlı Hasandan....

Sen ki burçlara bayrak olacak kumaştasın;
Fatihin İstanbulu fethettiği yaştasın.!

Bırak, bozuk saatler yalan yanlış işlesin!
Çelebiler çekilip haremlerde kışlasın!
Yürü aslanım, fetih hazırlığı başlasın...

Yürü, hala ne diye kendinle savaştasın?
Fatihin İstanbulu fethettiği yaştasın.!

ARİF NİHAT ASYA
Başa dön  
Sonsuz_Nur



Kayıt: 22 Ağustos 2005
Mesajlar: 414

Tarih: 14 Eylül 2005, 08:39    Mesaj konusu:  

iSTiKLAL MARŞI

Korkma, sönmez bu şafaklarda yüzen al sancak;
Sönmeden yurdumun üstünde tüten en son ocak.
O benim milletimin yıldızıdır, parlayacak;
O benimdir, o benim milletimindir ancak.

Çatma, kurban olayım, çehreni ey nazlı hilal!
Kahraman ırkıma bir gül! Ne bu şiddet, bu celal?
Sana olmaz dökülen kanlarımız sonra helal...
Hakkıdır, hakk'a tapan, milletimin istiklal!

Ben ezelden beridir hür yaşadım, hür yaşarım.
Hangi çılgın bana zincir vuracakmış? Şaşarım!
Kükremiş sel gibiyim, bendimi çiğner, aşarım.
Yırtarım dağları, enginlere sığmam, taşarım.

Garbın afakını sarmışsa çelik zırhlı duvar,
Benim iman dolu göğsüm gibi serhaddim var.
Ulusun, korkma! Nasıl böyle bir imanı boğar,
'Medeniyet!' dediğin tek dişi kalmış canavar?

Arkadaş! Yurduma alçakları uğratma, sakın.
Siper et gövdeni, dursun bu hayasızca akın.
Doğacaktır sana va'dettiği günler hakk'ın...
Kim bilir, belki yarın, belki yarından da yakın.

Bastığın yerleri 'toprak!' diyerek geçme, tanı:
Düşün altında binlerce kefensiz yatanı.
Sen şehit oğlusun, incitme, yazıktır, atanı:
Verme, dünyaları alsan da, bu cennet vatanı.

Kim bu cennet vatanın uğruna olmaz ki feda?
Şuheda fışkıracak toprağı sıksan, şuheda!
Canı, cananı, bütün varımı alsın da hüda,
Etmesin tek vatanımdan beni dünyada cüda.

Ruhumun senden, ilahi, şudur ancak emeli:
Değmesin mabedimin göğsüne namahrem eli.
Bu ezanlar-ki şahadetleri dinin temeli,
Ebedi yurdumun üstünde benim inlemeli.

O zaman vecd ile bin secde eder -varsa- taşım,
Her cerihamdan, ilahi, boşanıp kanlı yaşım,
Fışkırır ruh-i mücerred gibi yerden na'şım;
O zaman yükselerek arşa değer belki başım.

Dalgalan sen de şafaklar gibi ey şanlı hilal!
Olsun artık dökülen kanlarımın hepsi helal.
Ebediyen sana yok, ırkıma yok izmihlal:
Hakkıdır, hür yaşamış, bayrağımın hürriyet;
Hakkıdır, hakk'a tapan, milletimin istiklal!

Mehmet Akif Ersoy

Not: Takdirimdirki her vatan evladı biliyordur ( İnşAllah ). Lakin bu şiirdeki kelimeleri tekrar ve yine tekrar okumanızı şiddetle tavsiye ederim( Özellikle günümüzde ).Her sözü milyarlarca söz anlatan bu şiiri kalbinizde analiz edin.

Selametle...
Başa dön  
Sonsuz_Nur



Kayıt: 22 Ağustos 2005
Mesajlar: 414

Tarih: 17 Eylül 2005, 09:32    Mesaj konusu:  

Ezelî Nûr

Nurdan çehrendeki bu nikab da ne?
Güneşlere tâç giydiren işikken
Hep hicranla bunca yil bunca sene
Geçmiş gidiyor... baharlar beklerken...

Dog ruhlara arşdan gelen bürhanla
Inlet dört bir yani altin sadânla
Hayat üfle sihirli râyihanla
Hak adina üfül üfül eserken...

Konuş ki hatipler haddini bilsin
Ilâhî nefhanla ruhlar dirilsin
Sâyende tâ zirvelere erilsin
Başlamiş gökler de bunu dilerken...

Ey mukaddes kitap ey ezelî nûr
Ey iklimi ziyâ etrafı huzûr
Son demde bir kere daha ne olur
Ağar, ışık karanlığı boğarken...

Bahar olmasa da sonbahar olsun
Cihânlar bütün âvâzınla dolsun
Yeniden nâmın her yanda duyulsun
Şu fânî ömürlerimiz biterken...


Şair: M. Fethullah Gülen
Başa dön  
Sonsuz_Nur



Kayıt: 22 Ağustos 2005
Mesajlar: 414

Tarih: 23 Eylül 2005, 11:59    Mesaj konusu:  

AĞLARIM


Neden gülmesin gül gibi yüzler;
Niçin ağlasın o güzel gözler;
Niye sevgiye sevimsiz sözler;
Söylenir diye şaşar ağlarım.
Şu gördüğümüz reng-a-reng çiçek,
Sevdalı bülbül, arı, kelebek,
Yek diğerini bırakip gidecek:
Vefasızlığa bakar ağlarım.
Solmasın dersin sünbülüm, gülüm;
Yarin elinden alacak ölüm;
Bütün dünyayi inletse ünüm;
Çaresizlikten çoşar ağlarım.
Nes'e gizlenir, çöker bir melal;
Her vucud, her sey mahkum-ı zeval;
Son nefese kadar tükenmez cidal.
Tükenmez derdim sayar ağlarım.
Başa dön  
Sonsuz_Nur



Kayıt: 22 Ağustos 2005
Mesajlar: 414

Tarih: 12 Ekim 2005, 23:05    Mesaj konusu: Ve ben sana "sus" diyecegim...  

Yıldızlar kaydıgında bir bir
Ve sen oldugunda sıradaki
Günesin ardında bir karanlaık bulacak seni
Ve bir yanlızlık vuracak hiç ummadıgın anda
Ve ben o karanlıga dost olacagım sana inat


Tüm umutlarım intihar delhizinde şimdi
Ve büyük sevdalara mağlup oldum
Tek umudum semaya diktigim gözlerde
Ve artık karanlıga adadıgım sözlerde


Bir ben varım beni bilen
Bir ben vardım yanlızlıgı paylaşan benimle
Bir de karanlıgın ardına gizlenmiş kücük yıldızlar
Onlarda maglup olmuştu benim gibi
Aşamamışlardı engin karanlık selini
Yayamamışlardı en nadide ışıklarını en büyük aşıklara
Büyük yıldızlar yutmuştu onları
Tıpkı büyük sevdaların beni yuttugu gibi


Ve karanlık tutmuştu onları biçare
Ama sana düşman olan gecelere dost olacagım
Tıpkı vurdugun gibi vuracagım sırtından
Ve sen okurken bu son pişmanlık nagmelerini
Bana gelip "bir daha" dediğinde
Ben sana SUS diyecegim...
Başa dön  
commando



Kayıt: 14 Nisan 2005
Mesajlar: 2133

Tarih: 20 Ekim 2005, 17:38    Mesaj konusu:  

Zindandan Mehmet`e Mektup

Zindan iki hece Mehmetim lafta!
Baba katiliyle baban bir safta!
Birde geri adam boynunda yafta...
Halimi düşünüp yanma Mehmed` im!
Kavuşmak mı? ... Belki... Daha ölmedim!

Avlu... Bir uzun yol... Tuğla döşeli,
Kırmızı tuğlalar altı köşeli.
Bu yolda tutuktur hapse düşeli...
Git vegel... yüz adım... Bin yıllık konak.
Ne ayak dayanır buna, ne tırnak

Bir alem ki, gökler boru içinde!
Akıl almazların zoru içinde.
Üstüste sorular soru içinde:
Düşün mü, konuş mu sus mu unut mu, , ?
Buradan insan mı çıkar, tabut mu?

Bir idamlık Ali vardı, asıldı
Kaydını düştüler, mühür basıldı.
Geçti gitti, Bir kaç günlük fasıldı.
Ondan kalan, boynu bükük ve sefil;
bahçeye diktiği üç beş karanfil...

Müdür bey dert dinler bu gün `maruzat`!
Çatık kaş... Hükümet dedikleri zat...
Beni Allah tutmuş kim eder azat?
Anlamaz; yazısız, pulsuz dilekçem...
Anlamaz ruhuma geçti bilekçem!

Saat beş dedi mi, Bir yırtıcı zil;
Sayım var, Maltada hizaya dizil!
Tek yekün içinde yazıl ve çizil!
İnsanlar zindanda birer kemiyet
Urbalarla kemik, Mintanlarla et.

Somurtuş ki bıçak, Nara ki tokat;
Zift dolu gözlerde karanlık kat kat...
Yalnız seccademin yüzünde şevkat;
Beni kimsecikler okşamaz madem;
Öp beni anlımdan, Sen öp seccadem!

Çaycı, getir ilaç kokulu çaydan!
Dakika düşelim senelik paydan!
Zindanda dakika farksızdır aydan.
Karıştır çayını zaman erisin;
Köpük köpük, Duman duman erisin!

Peykeler duvara mıhlı peykeler;
Duvarda, başlardan, yağlı lekeler,
gömülmüş duvara, baş baş gölgeler
Duvar katil duvar, yolumu biçtin!
kanla dolu sünger... beynimi içtin!

sükut... kıvrım kıvrım uzaklık uzar;
Tek nokta seçemez Dünyadan nazar.
Yerinde mi acep ölü ve mezar
yer yüzü boşaldı, habersiz miyiz?
Güneşe göç varda kalan biz miyiz?

Ses demir, su demir ve ekmek demir...
İstersen demirde muhali kemir,
Ne gelirki elde kader bu emir...
Garip pencerecik, küçük, daracık;
Dünya ya kapalı, Allah`a açık.

Dua dua, eller karıncalanmış;
Yıldızlar avuçta, gök parçalanmış.
gözyaşı bir tarla, hep yoncalanmış...
Bir soluk, Bir tütsü Bir uçan buğu
İplik ki incecik, örer boşluğu.

Ana rahmi zahir şu bizim koğuş;
Karanlığındanur, yeniden doğuş...
Sesler duymaktayım: Davran ve boğuş!
Sen bir devsin yükü ağırdır devin!
Kalk ayağa dim dik doğrul ve sevin!

Mehmed`im sevinin başlar yüksekte!
Ölsekte sevinin, eve dönsek de!
Sanma bu teker kalır tümsekte!
Yarın, elbet bizim, elbet bizimdir!
Gün doğmuş, gün batmış, ebed bizimdir!
Necip Fazıl Kısakürek
Başa dön  
Google
 
       Türkiye Forum Arşivler Ana Sayfa -> İslam Dünyası Sayfa 1, 2, 3, 4  Sonraki
1. sayfa (Toplam 4 sayfa)



Powered by phpBB Search Engine Indexer
Powered by phpBB © 2001, 2005 phpBB Group :: FI Theme
:: Tüm saatler GMT +2 Saat