Türkiye Forum Arşivler Ana Sayfa


Google


YuSuF HaYaLoGLu


Orjinal başlığa gitmek için tıklayın
Sayfa 1, 2  Sonraki
 
       Türkiye Forum Arşivler Ana Sayfa -> Edebiyat/Felsefe/Şiirler
Önceki başlık :: Sonraki başlık  
Yazar Mesaj
B.E.B.I.S.I.M
Misafir





Tarih: 13 Aralık 2003, 19:35    Mesaj konusu: YuSuF HaYaLoGLu  


Ah Ulan Rıza

Neden hala gelmedi... Yoksa
Saati mi şaşırdı bu hıyar?
Gerçi hiç saati olmadı ama en azından
Birisine sorar...
Cebimde bir lira desen yok!
Madara olduk meyhaneye
Ah eşşek kafam benim..
Nasıl da güvendim bu hergeleye!..
Gelse balığa çıkacaktık,
Ne çekersek kızartıp birayla yutacaktık...
Kafamız tam olunca şarkılar döktürüp
Enteresan hayallere dalacaktık...
Bu sandalı geçen hafta denk getirdik
Çalıntıdan düşürdük...
Arkadaşlar ısrar etti,
Biz de, iyi olur, bize uyar diye düşündük...
Saat sekizde gelecekti,
Bana birkaç milyon borç verecekti..
Yoksa o nemrut karısı kaçtı da
Onun peşinden mi gitti?...
Eğer öyleyse yandık,
Gudubet gene yaptı yapacağını!..
Geçen sene de merdivenden itip
Kırmıştı Rıza’nın bacağını...
Korkuyorum, bir gün ya kendini asacak,
Ya horlarken Rızayı boğacak..
Bak şimdi acıdım, aşk olsun adama...
Ben olsam vallahi başedemem!...
Hele beş tane velet ki boy boy,
Allah'tan düşmanıma dilemem!...
Aslında iyi çocuktur Rıza, efendi huyludur,
Herkesin suyuna gider...
Yoksa, kalıba vursan hani,
Tek başına on tane adam eder!...
Bir keresinde, hiç unutmam
Üç-beş zibidi haraca dadandı;
Rıza, sandalyeyi kaptığı gibi
Herifleri hastaneyi kadar kovaladı!.
Aynı mahallede büyüdük, aynı kızları sevdik,
aynı kafadaydık...
Orta ikiden bıraktık, matematik ağır
geliyordu
Biz başka havalardaydık...
Aynı gömleği giyer, aynı sigaraya takılır,
Aynı takımı tutardık...
Fener'in her maçına iddialaşıp
Millete az mı yemek ısmarladık!.
Bir tek askerde ayrıldık,
Bana Bornova düştü, Ona Gelibolu..
Döner dönmez evlendirdiler
En büyük salaklığı da bu oldu!.
Bense hiç düşünmedi, .zaten param yoktu.
Hep tek tabanca gezdim...
Benim beğendiğimi annem istemedi
Onun gösterdiğini ben sevmedim...
Neyse, bunlar derin mevzu..
Anlaşıldı, bu herif artık gelmeyecek..
Ufaktan yol alayım
Anam evde yalnız, şimdi merakından ölecek!
Gittim, vurup kafayı yattım,
Rüyamda gördüm gülümseyerek geldiğini
Ne bilirdim, yolda kamyon çarpıp
Hastaneye kavuşmadan can verdiğini!..
Vay be Rıza!..
Sonunda sen de düşüp gittin azrailin peşine!
Dün, boşuna günahını almışım,
Ne olur kızma bu kardeşine...
Öğlen kahvede söylediler, Rıza öldü, dediler
Ne kolay söylediler!..
Sanki dev bir taş ocağını
Kökünden dinamitleyip üstüme devirdiler!...
Ah dostum... O kocaman gövdene
O beyaz kefeni nasıl kıyıp giydirdiler?.
O zalim tabutun tahtalarını
Senin üstüne nasıl böyle çivilediler?
Yani sen şimdi gittin, yani yoksun, yani
Bir daha olmayacak mısın?
Yani bir daha borç vermeyecek
Bir daha bira ısmarlamayacak mısın?.
Peki, beni kim kızdıracak,
Kim zar tutacak, kim ağzını şapırdatacak?
Peki, beni bu köhne dünyada
Senin anladığın kadar kim anlayacak?.
Ulan Rıza... Ne hayallerimiz vardı oysa,
Ne acayip şeyler yapacaktık..
Totoyu bulunca dükkan açacak,
Adını Dostlar Meyhanesi koyacaktık..
Talih yüzümüze gülecekti be,
Hafta sonu iki yavru kapıp
Boğaz yolunda o biçim fiyaka atacaktık!.
Ah ulan Rıza...
Bu mahallenin nesini beğenmedin de öte
yere taşındın?
Arasıra gıcıklaşırdın ama inan ki,
Benim en kral arkadaşımdın!..
Ah ulan Rıza...
Ben şimdi bu koca deryada tek başıma ne halt ederim?
Senden ayrılacağımı sanma,
Bir kaç güne kalmaz ben de gelirim!..


Yusuf Hayaloğlu

Başa dön  
B.E.B.I.S.I.M
Misafir





Tarih: 13 Aralık 2003, 19:35    Mesaj konusu:  

bu siiride Ahmet Kayadan dinlemek gerek diye dusunuyorum ;)
Başa dön  
B.E.B.I.S.I.M
Misafir





Tarih: 13 Aralık 2003, 19:36    Mesaj konusu:  

Bir Anka Kuşu

Yüzlerce soğuk namlu üzerime çevrildi,
Yüzlerce demir tetik aynı anda gerildi!
Anne, beni söğüdün gölgesinde vurdular,
Öpmeye kıyamadığın oğlun yere serildi.
Üşüştü birer birer çakallar üzerime,
Üşüştü her bir yandan göğsüme, ciğerime.
Anne, beni leş gibi yiyip talan ettiler,
Teşhis edilmek için savurdular önüne.
"Yeryüzündeki acıların
Hepsini, hepsini tattım!"
Heder oldum, ekmeğime tütün kattım!
Beni milyon kere yaktılar üstüste.
Bir Anka kuşu gibi anne,
Kendimi külümden yarattım.
Geceler tanıır beni; konarım göçerim ben.
Geceler tanır beni; kan damlar içerim ben.
Anne, sen beni unut. Karanlığın bağrında
Kırmızılar ekerim, siyahlar biçerim ben.
Suçüstü yakalandım bölüşürken kalbimi,
Suçüstü, kelepçeyle yardılar bileğimi.
Anne, ben diyar diyar umudun savaşçısı,
Bir tutam sevgi için dağladım gözlerimi.
Prometheus'tum, çiviyle çakılırken taşlara
Ciğerimi kartallara yedirdim.
Spartakus'tüm, köleliğin çığlığında.
Aslanlara yem oldum, tükendim.
Kör kuyuların dibinde Yusuf'tum,
Kerbela çölünde Hüseyin.
Zindanlarda Cem Sultan, sehpada Pir Sultan.
Kaçıncı ölmem, kaçıncı dirilmem bu?
"Tanrılardan ateş çaldım,"
Yüzyıllarca tutuştum, üstüste yandım.
Bir Anka kuşu gibi anne,
Kendimi külümden yarattım.


Yusuf Hayaloğlu
Başa dön  
B.E.B.I.S.I.M
Misafir





Tarih: 13 Aralık 2003, 19:36    Mesaj konusu:  

Suphi Bir Acaip Adam

Suphi bir acaip adam
Suphi benim canIm cigerim
Kimse bilmez nereli oldugunu
Susar aksam oldumu
Bir cebinde das kapital
Bir cebinde kenevir tohumu
FIrtInadan arda kalmIs bir teknede tevekkul icinde
Gorkemli sakali ve igreti parkasIyla gizledigi macerasIyla
Bir acaip adam yasardI
AksamlarI susardI
Ben konussam kIzardI
Cocuktum evden kacmIstIm
Gelip ona sIgInmIstIm
Bir surgun kasabasIydI
Bir eski zamandI, hazirandI
Kucucuk bir koydu, sIgdI
BurayI kesfeden belki de oydu.
Uzaktan kasabanIn IsIklarI yanardI
icim anneyle dolardI, aglardIm
Suphi soyle bir goz atardI,
Gizli bir cigara yakardI
AglardI, sonra barIsIrdIk
Ben flut calardIm, cigara sonerdi aglardIk

Nerden geldigini bilmezdim,
Kimsesizdi, belki kimliksizdi
Onun macerasI onu ilgilendirirdi
Kimseye ilismezdi
Bir seylere kufrederdi hep
Tedirgin bir balIk gibi uyurdu
Bazen kaybolurdu
ArardIm, yagmurun altInda dururdu
Bir kalIn kitabI vardI, cebinde dururdu, hergun okurdu
Ben birsey anlamazdIm
KapagInI seyreder duymazdIm
SakallI bir resimdi, kimdi, ne kadar mutebessimdi
Sordum bir gun Suphi'ye soylediklerini niye anlamIyorum diye
Bildiklerini dedi; yuzlestir hayatla ve sInamaktan korkma
Dogru ile yanlIsI o zaman ayirdedebilirsin
Ve onu anlarsIn
Sonra gulerdi
Gunlerim yuzlerce ayrIntIyI merak etmekle gecerdi
Sonra yine aksam olurdu.
Suphi susardI, ben konussam kIzardI
Tekneye martIlar konardI
Yuregim Suphi'ye yanardI, aglardIm.
Suphi denize tukururdu
Gokyuzunu tarardI, aglardI
Sonra barIsIrdIk
Ben flut calardIm
Yildiz kayardI, aglardIk.

Bir surgun kasabasIydI, bir eski zamandI, hazirandI
Cocuktum, evden kacmIstIm, gelip ona sIgInmIstIm
Bir gun aksilik oldu
Annem beni buldu
Suphi kacIp kayboldu
Kasaba calkalandI, olay oldu
Ben sustum, kanIm dondu
Polisler onu yakaladIgInda tekti
Felaketti
Herkes meydanda birikti
Karakoldan iceri girerken sanki magrur bir tufekti
AnsIzIn donup bana baktI
" Anladin mI ? " dedi.
AnladIm dedim anladIm
Ve o gunden sonra hic bir zaman hic bir yerde
Hic aglamadIm...


Yusuf Hayaloğlu
Başa dön  
huzunbaz
Misafir





Tarih: 13 Aralık 2003, 22:37    Mesaj konusu:  

işte bu başlığı bekliyordum! yusuf hayaloğlu şiirlerini ilkönce kendi ağzından dinlemek gerekli bence. ayrıca kitabı da mevcut:

Yusuf Hayaloğlu - Gözleri İntihar Mavi

şiddetle tavsiye ediyorum. şiir *** lerini bulabilirsin kazaa vs. programlarda sanırım. ahmet kayanın birçok şarkısının söz yazarı yusuf hayaloğludur, dolayısıyla şiirlerini birde ahmet kayadan dinlemek gerek. bende yeri gelmişken beğendiğim birkaç şiirini yazayım (ayrıca bir anka kuşu şiiri o kadar kısa değil gibi geldi bana)

BENİ TUTMA

Öyle çok şey var ki,
Şimdi burada anlatmak istemiyorum..
Sen de ince sorularınla
Beni incitmesen, iyi olur..

Yağmurlu ve uzun bir yolu
Düşe-kalka yürümeye çalıştık
Ve inanılmayacak kadar duygusal
Bir geçmişimiz oldu seninle..
Üstelik biz bunu, bir ömür boyu
Sürüp gider sanmıştık..

Beni tutma, böyle sahnelere gelemem.
Beni tutma, çok kötü yanılırsın.
Yıllardır öyle çok biriktim ve öyle gerildim ki
Şimdi topyekün boşalırım,
Toz olur dağılırsın..

Sen benim en ince telimden
Türkümü çaldın.
Sen benim en ücra duygularımı
Talan ederek beslendin.

Her şeyin merkezi sendin,
Her şey senin etrafında dönerdi.
Bar köşelerinde tükenip
Kaldırımlarda sınarken kendimi,
Gelip sana sığınırdım,
Umutlarım bir kez daha gümlerdi..

Beni tutma, şantajlara boyun eğmem.
Beni tutma, hırsımdan çatlarım.
Yıllardır öyle sabrettim ve öyle doldum ki
Şimdi yanardağlar gibi
Birdenbire patlarım..

Bir yavru serçe hayata alışır gibi
Ağzım açık bağlandım sana.
Bir topal karınca, yuvasına yaklaşır gibi
Titredim, heyecanlandım sana.

Bu akşam, çekip gitmek adına
Bütün ömrümü ve seni sildim.
Bir tuhaf senaryoydu ve bu senaryoda,
Zavallı bir figürandın sadece.
Anlatamam..
Kumlara yazılmış sözcükler kadar
Kısacıktı ümidim.
Ve anladım ki birtakım şeyleri
Ben daha ilk dalgayla yitirdim..

Beni tutma, ben senin dizlerine çökemem
Beni tutma, elinde kalırım, kırılırım.
Yıllardır öyle daraldım ve öyle bunaldım ki
Şimdi bir saniye bile oyalarsan,
İnan ki çıldırırım..

Sen, kalbimi emanet edecek kadar
Güvendiğim, dost bildiğim..
Sen, bir lokmayı bile,
Tek başıma hazmedemeyip
Birlikte yediğim..
Sen, yatalak olsan, altına yapsan bile
İğrenmeden alırım dediğim..
Bu nasıl insanlıkmış ulan,
Bu nasıl arkadaşlık, bu nasıl vefa?
Bu nasıl acıymış ulan,
Bu nasıl vicdansızlık, bu nasıl cefa?

Beni tutma, gazabım yakar ellerini.
Beni tutma, hurdahaş olursun.
Yıllardır öyle kırıldım ve öyle küstüm ki
Şimdi bir ah ederim,
Kaskatı kesilir, taş olursun..

Ben şimdi gözüne sokuyorum dünyayı
Ama sen körsün, ısrarla görmüyorsun.
Ben şimdi beynine çakıyorum hayatı
Ama bir türlü algılamak istemiyorsun.

Peki, benim gördüklerimi gördün
Ve yaşadıklarımı hiç yaşadın mı sen?
Peki, devrik heykellerin önünde,
Düşsüz yanılgıları ve yüce gururlarıyla,
Yoksul fakat dürüst,
Çıplak bir sütun gibi dimdik duranların
Acısını hiç taşıdın mı sen?

Beni tutma, gömleğim kan içinde.
Beni tutma, darmaduman olursun.
Yıllardır öyle çok yedim ve öyle çok doydum ki
Şimdi bir tükürürüm,
Havan bozulur, rezil olursun..

Ey, kir içinde yüzenler, hayatı kirletenler
Her devirde borusu ötenler!
Ey, darbe kaçkınları, ortayolcular, dönekler,
Ey, sümüklü böcekler!
Ey, bölenler, bölüşenler,
Kardeşi kardeşe kırdırıp kanla sevişenler!
Ey, gençliğimizi harcayanlar,
Ey, kağıttan kaplanlar, ey zavallı sıçanlar!
Ey, ciğeri beş para etmezler,
Sıkıyı gördü mü fellik fellik kaçanlar!
Ey, fırsatçılar, cepçiler, hortumcular, tokatçılar,
Vurguncular, voliciler, üçkağıtçılar!
Ey, sürüngenler, sülükler, bağırsak parazitleri, bitler,
Ey kudurmuş itler!
Ey, yüzü kızarmış köçekler, fırıldak varyeteler,
Ve ey, dindiz-imansız çeteler!

Beni tutmayın ulan, burama geldi dayandı,
Beni tutmayın, çizerim o çirkin suratınızı!
Yıllardır öyle çok sömürdünüz
Ve öyle çok kan kusturdunuz ki;
Ulan, şimdi bir şarjöre diz çöktürürüm alayınızı!

Yusuf Hayaloğlu

oturdum tek tek ellerimle yazdım, çünkü nette yayınlananlar malesef ya kısaltılmış ya da ne noktalamaya dikkat edilmiş ne birşeye.. tamamen kitaptan orjinal şekliyle yazdım ve bir virgül dahi atlamadım. bu dikkatim, bu şairin şiirlerine verdiğim önemi açıkça gösteriyor sanırım..

diğer şiirlerini de zaman buldukça yazarım.
Başa dön  
huzunbaz
Misafir





Tarih: 13 Aralık 2003, 22:43    Mesaj konusu:  

Başkaldırıyorum

Cevap veriyorum:

Eli böğründe analardan,
Mahpuslardan ve acılardan
Çokça bahsediyorum, çünkü;
Başını kumda saklayanlardan
Tiksindim, başkaldırıyorum!

Ve söz veriyorum:

Kırmızı rujlu sokakların,
Aşağılık pazarlıkların,
Adı anılmayacak benle.
Bir çiçeğim halk ormanında,
Fışkırdım, başkaldırıyorum!

Ben bir bıçak ucuyum,
Kavga vermiş halkına.
Başkaldırıyorum işte,
Varın benim farkıma.

Yine söylüyorum:

Gözü bağlanmış korkulardan,
Yasaklardan ve baskılardan,
Asla irkilmiyorum, çünkü;
Kan emici yarasalardan
Çıldırdım, başkaldırıyorum!

Yemin ediyorum:

Üçkağıtçının, pezevengin,
Teslimiyetin ve mihnetin
Yolu uğramayacak bana.
Bir dalgayım halk denizinde
Köpürdüm, başkaldırıyorum!

Ben bir namlu ağzıyım,
Omuz vermiş halkına..
Başkaldırıyorum hey!
Herkes varsın farkına.

Yusuf Hayaloğlu

beni gerçekten de okuyunca derinden etkilemiş ve bana her okuduğumda gaz vermeye devam eden bir şiirdir. insanın içindeki bir takım duygular depreşiyor açıkçası..
Başa dön  
huzunbaz
Misafir





Tarih: 13 Aralık 2003, 23:09    Mesaj konusu:  

Yağmur İçen Kız

Baldırı çıplak bir akşamüstüydü
Kime selam verdiysem yüzüme küstüydü.
Yalnızlığa susmuştum, yağmura üşümüştüm..
Belli belirsiz ve hiçbir makamsız,
Hiçbir kelimesiz ve hiçbir anlamsız,
Kırılgan bir şarkıydı, tılsımına düşmüştüm..
Ve ben sanki ömrümde yaşamadığım
Ve yaşamadan yaşlandığım bütün aşkları
Bu ilk defa karşılaştığım, bu ilk defa yabancı,
Ve bu son defa tutunduğum kızla bölüşmüştüm..

Yağmur içen kız.. gece kuşu
Atmacaya benzer duruşu..
Bir omuzu el-ense çekerken azraile
Bir omuzu sokak lambasından da biçare..
Kimliğini sorarsan;
Barbar sokakların en barbar kızı,
Ve hortumlu karakolların en arsızı..

O destursuz yağmur, taş gibi iniyordu,
O fütursuz cadde, pür-telaş deviniyordu.
Başını çevirip bakıyordu ara sıra
Hiçbir şey sormadan gidiyordum ardı sıra..
Bir karyola, bir sobadan ibaret 102 nolu odada
Buluştu gözlerimiz, sırları dökülmüş tozlu aynada..
Cebimdeki şişeyi yudumlarken sessizce
Saçlarını okşadım yavaşça ve teklifsizce..
Azıcık huylanmıştı, söylemedi ama şaşırmıştı.
Sanırım ki o, hep değişen tiplere
Ve fakat hiç değişmeyen triplere alışmıştı..

Yağmur içen kız.. vahşi kısrak
Göğsü falçata krizi, öfkesi tavlı bıçak..
Soluğunda ıslak çimenlerin buğusu
Soluduğunda kundaklanmış ormanların yalazı.
Güzelliğini sorarsan;
Dişleri kar kuşundan da beyaz
Dudakları vampirden de kırmızı..

Alışkın bir otel odasıydı, kenarda soba yanıyordu,
Tutkunun tasma koparak köpekleri
Arsız bir çarşaf gibi üstümüze abanıyordu..
Küçücük ama çok küçücük bir ağzı vardı,
Küçücük ama çok küçücük bir öpüşte bile
Bir vişne ısırığı gibi kanıyordu..
Çaparinin çengelinde çırpınan çipuranın
Yakaran gözlerindeki o tarifsiz kederle,
Bu küçücük ömründe, belki de ilk defa
Birisinin gözlerine bakmaktan utanıyordu..

Yağmur içen kız.. kaldırım meleği
Hüznün yirmidört saatlik beyhude kelebeği..
Her akşam sunarak kendini hoyrat ağızlara
Ve her sabah yunarak bedenini yağmurla
Ve boğarak o narin göğsünde hıçkırıklarını
Bir çalpara gibi yeniledi kopan yanlarını..
Yağmur içen kız.. çılgın kedi
Komalara girdi, jiletler yedi, ölmedi..

Hiç sormadım adını, kendisi de söylemedi.
Ben şişeyi boşalttım, o ağzını sürmedi.
Gitme vakti gelince uzatıp küçücük elini
Hoşça kal, dedi, almadan o malum bedelini..
Boş bir şişeden daha aptalca ne olabilirdi hediye?
Uzun uzun bakakaldı, bu adam deli mi ne, diye..
İyi ama bu şişe boş be arkadaş, dedi, bu şişe boş!
Her şey boş güzelim, dedim, her şey boş!
Sen de yağmur koyarsın belki bu şişenin içine,
Ve güneşin ışırsa bir gün, bir yerlerde, bir ihtimal,
Düşlerini yudumlarsın artık yağmurun yerine..

Yağmur içen kız.. gönül hırsızı
Hiç kimseler bilmeyecek sırrımızı..
Sen tutunmaya çalışırken gecenin eteklerine
Yine acıtacak güzelliğini, o çirkin maça papazı..
Ve yine kıyacaksın belki, o incecik bileklerine..
Yağmur içen kız.. sahipsiz bebek
Elbette bir gün herkes bir şekilde gidecek.
Ama bu yağmur var ya, bu yağmur, inan ki
Nereye gidersen git, hep ardından gelecek..

Ne zaman tokatlasa yağmurlar penceremi,
Ne zaman sersem ve buruşuk bir pardösü gibi
Dökülsem kaldırımlarına bu duman karası kentin;
Hep o kıza rastlarım, aynı kuytu köşede.
Gözyaşlarını biriktirir usanmadan
Düşleriyle aynı şişede..
Hatırını sorarım, sessizce kaldırır yüzünü,
Tablolardan çalınmış gizemli bir gülücüktür.
Yağmur içer yudum-yudum, kanasıya.
Mezesi, eski bir geceden, vişne yarığı kırmızı
Ve hala kanayan o vişne ısırığı öpücüktür..

Yağmur içen kız.. mağrur yürek
Bu yağmurlar yalan ama ölüm gerçek..
Sen yine avucunda sakla, çaldırma cevherini.
Ve sakın gösterme kimseye, o yağmur incilerini
Hep şarkını söyle; hiçbir kelimesiz ve makamsız,
Hep orda bekle; bir akşam belki apansız,
Gelir de alırım şişemi senden geriye:
O biriken yaşlarını içmek için damla-damla
Ve geciken bedelini ödemek için kendi hayatımla...

Yusuf Hayaloğlu

bunuda çok beğeniyorum, ama baya bi uzunmuş gerçekten de.. yazana kadar yoruldum, şimdilik bu kadar diyeyim.. neden netten bulup kopyala yapıştır yapmıyorsun diye soracak olursanız onlar hatalarla dolu, ya da kısaltılmış bir çoğu.

neyse okuyun, okumaya çalışın.

hoşçakalın.
Başa dön  
B.E.B.I.S.I.M
Misafir





Tarih: 14 Aralık 2003, 00:57    Mesaj konusu:  

[quote="huzunbaz"]işte bu başlığı bekliyordum! yusuf hayaloğlu şiirlerini ilkönce kendi ağzından dinlemek gerekli bence. ayrıca kitabı da mevcut:

Yusuf Hayaloğlu - Gözleri İntihar Mavi

şiddetle tavsiye ediyorum. şiir *** lerini bulabilirsin kazaa vs. programlarda sanırım. ahmet kayanın birçok şarkısının söz yazarı yusuf hayaloğludur, dolayısıyla şiirlerini birde ahmet kayadan dinlemek gerek. bende yeri gelmişken beğendiğim birkaç şiirini yazayım (ayrıca bir anka kuşu şiiri o kadar kısa değil gibi geldi bana)

Eline ve yuregine saglik, evet bu sen ekitabini almayi dusunmustum turkiyeye gittigimde ama telastan unutmusum ve burdada oyle kitaplari bulmak biraz zor..
yoksa elimle yazmayi hic eksiksiz ve kisaltilmadan sizlere sunmayi cok isterdim.. :(

tekrar yuregine saglik bu guzel siirlerini bizlerle paylastigin icin arkadas :wink:
Başa dön  
huzunbaz
Misafir





Tarih: 14 Aralık 2003, 12:59    Mesaj konusu:  

daha defalarca kere yazarım, bu şiirleri yazmakta ayrı bir zevk veriyor açıkçası.
Başa dön  
B.E.B.I.S.I.M
Misafir





Tarih: 14 Aralık 2003, 13:07    Mesaj konusu:  

Haklisin huzunbaz... ;)
Başa dön  
Google
 
       Türkiye Forum Arşivler Ana Sayfa -> Edebiyat/Felsefe/Şiirler Sayfa 1, 2  Sonraki
1. sayfa (Toplam 2 sayfa)



Powered by phpBB Search Engine Indexer
Powered by phpBB © 2001, 2005 phpBB Group :: FI Theme
:: Tüm saatler GMT +2 Saat

  
eXTReMe Tracker