Tarih: 06 Haziran 2004, 03:53 Mesaj konusu: Deniz??
Deniz Muammasi
Gene denizlere dönmeliyim, issiz denize, semaya
Bütün istedigim bir gemi ve yolumu gösteren yildiz
Çark vursun , rüzgar söylesin, beyaz yelkenler çarpsin havaya
Ve denizde sisli bir fecir, bir fecir istedigim yalniz
Gene denizlere dönmeliyim, dalgalarin çagirisina
Öyle hoyrat, öyle saf bir çagiris ki karsi durulmaz buna.
Bütün istedigim rüzgarli bir gün, bulutlarin yarisi
Savrulan köpükler, serpintiler martilarin haykirisi
Gene denizlere dönmeliyim, serserilik hayatina
Martilarla, balinalarla o keskin rüzgarli yollarda.
Bütün istedigim, yolculugun sonunda, bikincaya dek
Uyumak, rüya görmek ve bir gemici masali dinlemek
John Masefield 1878
Peki ya sizlerin aklina gelen nedir Deniz denilince?
Kayıt: 23 May 2004
Mesajlar: 1240
Nerden: Atlantis'ten
Tarih: 08 Haziran 2004, 02:20 Mesaj konusu:
denizi severim. balık tutarsın,yüzersin, yunus balıkları hoplar zıplar...
ama biraz da korku var içimde. 2 sene önce boğuluyodum bendeniz kulunuz. bi de yine 2 sene önce kayıkla fırtınaya yakalanmıştık. böyle adam boyu dalgalar felan... feribottan,deniz otobüslerinden de korkarım. ya batarsa... ana!!! batacak şimdi...
o yüzdendir ki denizi pek sevmem. severim de uzaktan ( ay ısırmaz di mi)
Ilahi Alaybozan :) Yorumun icin tesekkür ediyorum ve bimukabilen Cherry'e de.
Anliyorum seni Alaybozan. Iyi bilirim o büyük dalgalari. Bogulma olayini da. Ben de sekiz yasinda iken bogulmanin kil payi esiginden gelmistim. Ama bu vukuat denizle aramiza hicbir zaman giremedi.
Deniz otobüsleri, feribotlar; günlük yasantimizin bir parcasi. Alismani öneriyorum ve tedirginliklerini yenmeni. en azindan senin acindan daha iyi olacaktir.
Deniz...hani şu üst kısmı parlak , kaygan, kimi zaman köpük köpük ve derinliğinde garip bir esrar saklı olan büyülü su kümesi mi bahsedilen?Oradaki beyazlık parlak bir beyazlık. Gelişigüzel bir yer değil o beyazlığın bulunduğu yer...yosunların arasından,kayaların ardından birbirini ezmeden geçiveren balık kalabalığının oluşturduğu renk cümbüşü bir araya gelip ihtişamlı beyazı,saf beyazın diyarı denizi oluşturuverir.
Çocukluğunuz benim gibi denize uzak geçip de bir çingene vapurunun motorunun çıkardığı köpük köpük dalgalara bakar bulursanız birden kendinizi o dalgaları şekillendirmeyi, her şekle bir isim vermeyi, her bir köpüğü çayırda otlayan kuzuların uzaktan görünen manzarası misali seyretmeyi çok severdiniz.
Yer yer gölgeler dolaşır denizin derinliklerinde.En sessiz anlarda içinden garip seslerin dağılıp kulağına ulaştığı midye kabuğunun içindeki o coşku oluverir deniz.Gürültü gibi (mi?)...belki de bir zamanlar yaşanan hayatın gürültüleri...kim bilir?
Bir simit yanında arkadaşı çayı alıp vapurun üst katında burnunuzda denizin kokusu, damağınızda buruk çayın hoş tadı, kalbinizde sevginiz varsa eğer değmesin kimse keyfinize.Bir martılar ortak olur size...onlar da katığınızın gözcüsü olur en fazla :) Durmamalı o zaman, bir küçük lokmayı fırlatmalı havaya, coşkunuza katmalı onları da.
Bir köprü;iki ayağının arasındaki o gri su birikintisi yine karşına çıkıverir....kaynar, döner ve seslenir sana ve bazıları şehrin kimsesiz kaldığı saatlerde bu çağrıya kulak verir ve bırakır kendini bu donuk,bu korkutucu ama onlar için belki de anlamlı denize...