Camı aç, eğil yavaşça. Uykulu
duvarlarına sürçsün eylül yağmuru.
Künyemdeki mutlu prens, ama örtük
bir hüzünle hep, iki büklüm bir
cennet getiriyorumdur sana kursağımda.
Belki sorular sorarız karşılıklı, yorgun
atının yelesini okşarsın sen, ben bir bir
kapatırım açtığın camları. Bazen umutsuzdur
kavuşmak: Her zaman kazanır, kendini
açmasını öğrenmiş o sürekli yara.
gece yarisi bir el dokunuyor soluguma
bir askin kan damlasi karisiyor yagmura
kitaplardan yüregime dolan gelincikler
günesli papatyalari seyreyleyen turnalar
bir yelkenli açiliyor alnimin çatisina.
sizlerin gençligini tasidim kanimda
ey güzel çocuklar sesime ses katanlar
simdi renklerle savruluyorum ardinizdan
adlarinizi unutmadim/yüzünüz silinmiyor aklimdan.
sevincim bir çiglik gibi savruluyor dünyaya
kelebek kanatlari/kus sesleri dökülüyor gömlegime
bir nehir akiyordu gecenin sessizligine
bütün günesler kayip gitmisti ellerimden
her ölüm bir siiri büyütüyordu dilimde.
çok sey anlatiyordu gecenin yüzü
yagmurlu bir kasim karanligini geçerek
korkuyu yenen bir askin seveniydim
bir gül yapragiydim rüzgârda.
güzelliginiz kaziliyor gençligin mavi ufkuna
yarama tuz basarak geçiyorum günleri
bir ses yankilansa yüregimi örseleyen
bir fotograf dökülse yüzünde solgun çiçekler
gögsümden havalanir marti sürüleri.
Tarih: 20 Ekim 2004, 23:00 Mesaj konusu: Adnan SATICI
Adnan SATICI
YAPITLARI
Ülkesiz Sarkilar (1985)
Yerçekimine Uyan Portakal Çiçegi (1994)
Dokuzuncu Blues (1996)
Hep Unutur Uzaklardaki (1999)
ÖDÜLLERI
1983 Yeni Türkü Siir Ödülü
1995 Behçet Aysan Siir Ödülü
DOGU BALADI
derinlik olmayi sürdürecegim bu sig denizde
bir halkim ben, dünyanin kalbinde pasli bir hançer
kabuk baglayan yaranin altinda kaynayan irin
yurdumda konuk, içimde tutsak, ugraksiz göçer
bir derinlik hepsi bu, baska hiçbir sey
sakli bir yanardag olmanin kendisiyim ben
doguda, ellerinizden çok uzaklarda
binyillik bir uykuyu ölerek silkeleyen
halkin derinlik oldugunu kim söylemisti
söyleyin nerde seceresi yitik soyum, nerede derinligim
siliniyor ölü ceylanin derisindeki mürekkep
avci burda ey bilici ya ben nerdeyim
yurdumun olmayan denizlere tasinan topragim
parçalanan kayayim bin parça eskiyadan
çogalan bir korkuyum, bin parça yoksulluk
ve kan... denizlere akan, denizlere, yurdumun olmayan
uyruksuz mu denir limani olmayan gemilere
limanim yok, tutuldugum bu çagdas firtinada
isigim yok, dört yönüm karanlik bir pusula
uyrugum yok, sigmiyor kavmim koca dünyaya
umudum uygarligim, ey bayrak, ey bayraktar
ovalara bir dag magrurluguyla inerken yesil
vuruldukça güzellesen alnin ki, gül rengi
günesi ince kanadinda sürükleyen esenlik rüzgar
n'olur ölme artik, ölüp ölüp terketme beni
ey ölür gibi yasayan bir halkin derinligi...
Tarih: 07 Kasım 2004, 14:48 Mesaj konusu: Adnan YÜCEL
Adnan YÜCEL
YAPITLARI
Kavgalara Söylenen Sevda (1979)
Soframda Kaval Sesi (1982)
Bir Özlem Bir Türkü (1983)
Acıya Kurşun İşlemez (1985)
Yeryüzü Aşkın Yüzü Oluncaya Dek (1986)
Rüzgârla Bir (1989)
Ateşin ve Güneşin Çocukları (1991)
Çukurova Çeşitlemesi (1993)
Sular Tanıktır Aşkımıza (1998)
YÜREK ÇAĞRISI
Acılı yağmurlarla düşmüşüm yere
Tatlı su göllerine akamıyorum
Yüzüm yüreğim deprem dalgası
Bu gül kıyımlarına bakamıyorum
Her sevi bir türküdür bağrımda
Her öfke bir ağıt
Ağıtlar kuşatmış dört yanımı
Kendi türkülerimi haykıramıyorum
Şarkılarla bezeniyor ufuklar
Yüreğim patlıyor dağbaşlarında
Yüreğim
Sancımı duyar mısın yaralarında
Kuş seslerinde yas nağmeleri
Şarkılar sabır ve çile makamında
Mendilimde öfke çıkınımda bilinç
Uykusuz kalır mısın kitaplarıma
Dudaklarımda hüzün
Avuçlarımda sevinç
Kulak verir misin çığlıklarıma
Dağları aşarak gelmişim sana
Demir kapıları kırarak
Işık olur musun karanlıklarıma
Dalların sevdası düşmüş toprağa
Olgun meyvelere hasret gençliğimiz
Zamanın billur çağlayanı
Gürül gürül akarken avuçlarımızda
Bir damla yağmur adına
Yakarmış dağbaşlarında yüreğimiz
Gökyüzünde sanılmış bütün yaşam
Gökyüzüne çivilenmiş ellerimiz
Ateşler yine parlıyor dağlarda
Dolular yine kırıyor çiçekleri
Gecenin karnına inerken şafağın tekmeleri
Bulutları delen ışıklar
Ezik ve kinli
Aydınlık iri
Sanki kocaları işkencede kadın gözleri
Nasıl kapanır bu kanayan yara
Nasıl anlatılır ki sana bu hal
Terimde tuz gözyaşımda bal
Bağdaş kurar mısın soframa
Gözlerimde umut yüreğimde aşk
Ölümleri boşlayıp düşer misin sevdama
İsterim ki senden
İnancıma aşık olasın
Zindanıma ışık olasın
Yürüyesin gönlümün yollarına
Sorasın beni sorasın
İnce kabukları zorlanıyor zamanın
Gelecek damlıyor yorgun havuzlara
Damlalarla yılların gelin yüzü
Suların üstünde koskoca bir çağ
Umutlar sığmaz oluyor alanlara
Baharda gazel dökme bahçelerime
Ben yaşamayı bilmez miyim
Çocuklarım okul yollarında
Okullarım sabah kollarında
Sanki güzellikleri görmez miyim
Papatya beyazlığında ölüm sarısı
Karanfil kıvrımlarında kan
Bu çiçekler uğruna ölmez miyim
De gülüm ben seni sevmez miyim
Bahar değil acı yükleniyor dallarıma
Yapraklarımda ayrılık
Meyvelerimde gurbet
Vuslat olup gelir misin kollarıma
Ellerimde kış saçlarımda kar
Cemre olup düşer misin toprağıma
İsterim ki senden
Yılgınlıkta inanç olasın
Zulme karşı direnç olasın
Gömülesin aşkımın sularına
Göresin beni göresin
Göresin ki destan edesin
Söyleyesin dillerden dillere
Bir türkünün dizelerinde
Bir kavalın nağmelerinde
Alıp başını gidesin
Bağrı yanık yeller üstünde
Güneşin rengiyle düşesin ufuklarıma
Kırasın karanlıklarımı kırasın
Tarih: 15 Kasım 2004, 13:55 Mesaj konusu: Afşar Tımuçın
AFŞAR TİMUÇİN
YAPITLARI
Çöl (1968)
Böyle Söylenmeli Bizim Türkümüz (1974)
Savaşçı Türküleri (1980)
Ey Benim Güzel Sevdalım(1984)
Bu Sevda Böyle Gider(1992)
Akşam Türküleri(1996)
YAZILAR
Şair Duyarlığı - Afşar Timuçin
DENİZİN BEKLEDİĞİ
Seni sevmek mor denizlerdi biraz
Ne kadar gidilse bir o kadar bitmeyen
Umutlar ve yıkışmalar ardında direnilen
Seni sevmek mevsimler içinde en güzel yaz
Seni sevmek yaşamanın aşılmaz büyüklüğü
Seni sevmek kan dolu yüzyılları korkutan
Ve sığınıp ılık kıyı kentlerine bir akşam
Seni sevmek çocukların düşlerinde gördüğü
Varılırdı daha saydam günlere isteseler
İsteseler yalnızlık giremezdi evlere
Seni sevmek bir kırlangıç olacak bekleseler
Ve uçacak durmadan adasız denizlere
Kim bulacak cam kırığı gözlerinde sevgimi
Sonra yalnız kalmak gibi yoksulca uğuldayan
Bütün okyanusların baş eğdiği tek kaptan
Sana verdim geç diye bütün denizlerimi
Seni, anlatabilmek seni.
İyi çocuklara, kahramanlara.
Seni anlatabilmek seni,
Namussuza, halden bilmeze,
Kahpe yalana.
Ard- arda kaç zemheri,
Kurt uyur, kuş uyur, zindan uyurdu.
Dışarda gürül- gürül akan bir dünya...
Bir ben uyumadım,
Kaç leylim bahar,
Hasretinden prangalar eskittim.
Saçlarına kan gülleri takayım,
Bir o yana
Bir bu yana...
Seni bağırabilsem seni,
Dipsiz kuyulara,
Akan yıldıza,
Bir kibrit çöpüne varana,
Okyanusun en ıssız dalgasına
Düşmüş bir kibrit çöpüne.
Yitirmiş tılsımını ilk sevmelerin,
Yitirmiş öpücükleri,
Payı yok, apansız inen akşamlardan,
Bir kadeh, bir cıgara, dalıp gidene,
Seni anlatabilsem seni...
Yokluğun, Cehennemin öbür adıdır
Üşüyorum, kapama gözlerini...